ne evet ne hayır | gorcanabi blogkim ki-duk?iletiş-im
İspanya kralı yalnız
Dere tepe düz gittim, dağları delmesem de birkaç üst ve alt geçit geçerek Kaf Dağındaki çiçeği koparmaya geldim. Ama Kaf dağı olmuş sana Afkanistan. Pazar yeri gibi, insanlar vıcık vıcık; ne kadar Kafkaesk...
Sapıkça, file çorapları ellerine, pazar filesinde olması gereken elma, armut ve de kavun meyvesi biçimindeki uzuvlarını göğüslerine, göğüslerini gere gere koymuş kızlar etrafımda. Garson çalışıyor. Canhıras bir şekilde, benim şeklibozuk oturuşumun yanına 13 saniye kadar geliyor, duruyor, kültablasını temizliyor, kim konuşursa ilk golü o atıyor, biraz söyleniyor, sonra devre oluyor. Maçın devresi maçtan uzun, kaç devre bilinmiyor. Teke tek maç, hakemler izinli, tribün baskısı yoğun.
Saçları antiberberlerin yanısıra, saçları her türlü antiliğe müsait, antin kuntin tipler geziniyorlar, aynı bir lemming gibi, bazılarının aklında bizim Lemmy...
Boş olduğu kadar içinde 4+1 bir ev barındırma kapasitesine sahip midenin içine bir vidanjör marifetiyle sigara ve alkol iksiri dolduruyor, enine yeşil çizgili tişörtlü, mini etekli, pergel bacaklı kız mide sahibine bakarken.
Çirkin, çirkin olduğu kadar Reha Erdem filmi sevmeyeceğine emin olduğum adamlar, sıcak temasa geçiyor Reha Erdem filmi sevmediği halde güzel olan kızlarla.
Çişten gelindi, aynı tasla aynı hamamda yıkanıldı. Mısır kraliçesi aramadı, İspanya kralı yalnız.

Etiketler:

Down III: Over the Under
Phil Anselmo. On parmağında on marifet, uzaktan vokalist gibi görünen, büyüteçle bakılınca gitardan davula bir çok enstrümanı, bir çok grupta çalan, metal dahisi bir adam. Pantera’da söylerken bile yerinde duramayan bu adam kendi başına Black Metal grubu mu kurmadı, Death Metal gruplarında gitar mı çalmadı... Sene 2002, Satyricon konseri izliyorum hop sahneye Phil çıktı. Noluyo ya! Sonra bildim ben abiyi!
Ve fekat Pantera’dan sonraki en sağlam projesi Superjoint Ritual ve Down. İkisinde de gitar-vokal... İksi de başarılı projeler, Superjoint’te groovy thrash death arası bir tarz yapan Phil, Down’da son zamanlarda ülkemizde de etkisini arttıran Southern Rock/Metal yapıyor. Benim biraz rötarlı dinlediğim 95 yapımı Nola albümü en iyi Down albümü sanırım. Yedi sene sonra çıkan II albümü de daha olgun, ağır bir albümdü. Şimdikiyse ikisinin arası gibi, hem bir Southern ağırlığı var, hem de arada melodik riff’lerle süslemeler...

Down, her an takıldığında insannı keyiflendirecek albümlerden. Ağır temposuyle, southern/stoner tarzı temposuyla tam bir Rock ziyafeti. Daha önce Down dinlemediyseniz, istediğiniz albümden başlayın ama kesin bir kere deneyin.

Etiketler: , , ,

Amorphis – Silent Waters
Otobüsten inildi, Cevahir’e girildi, refleks olarak hemen Gloria Jeans’ten bir Kolombiya kahvesi söylendi.

Karşı masada üç kız, bir erkek… Kızlar filmlerdeki kargaşa diyalogları gibi konuşuyorlar. Aynı anda üçü birbirine konuşuyor, konuşulan taraf nasıl bir şey dinlerken başkasına bir şey anlatabiliyor aklım almıyor. O tek erkek de tenis maçı izler gibi sallabaş olmuş meliyor. Taktım kulaklığı, Amorphis girdi : Rooyy!

Bir önceki albümde gelen ağabeyimiz Tomi Joutsen rö dedi, ben de bir oh çektim. Anlaşılacağı üzere sert bir şarkıyla başlıyor albüm, yine o Amorphisengiz melodiklikle… Ben bu adamı sevmiştm geçen albümde de, clean vokalleri de iyi, rösü de!

Kızlar masalarını terk ederken ve terk edilen masadan cep telefonlarını çantalarına koyarlarken başlıyor ikinci şarkı. Masa, koltuklar ve hatta boş fincanlar bir oh çekiyor. Şarkı da anlamış gibi mevzuyu neşeli mi neşeli. Öyle neşeli ki gitarist döktürüyor vahlı solosunu. Albüm çok iyi gidiyor. Üçüncü şarkı başlıyor, ağır, düz bir şarkı, rahatlıyorum: Silent Waters. Kahvemi yudumluyorum, Amorphis’i ilk dinlediğim zamanlara gidiyorum. Thousand Lakes’i dinlemiştim ilk, sakalı çıkmayan bu çocukların ikinci albümü. O zaman neşeli müzik dinlemek yasak, asık suratlı, çatık kaşlı, Mayhem tişörtlü zamanlardı. Amorphis dinleyen aforoz edilebilirdi, metalci ikiye ayrılmıştı. Ki Amorphis bomba albümü Elagy’i çıkardı. Ortalık yerinden oynadı, asık suratlar gizli gizli dinlemeye başladı. Sonra Tounela çıktı, brutal vokal yok denecek kadar azaldı, ama Amorphis kemik dinleyici kitlesi yapmıştı kendine. Sonra Am Universum ve Far From The Sun filan bir gerileme oldu. İki sene önce çıkardıkları albüm Eclipse’le geri dönmüşlerdi bence.

Bu albümde boş şarkı yok.her yeni şarkıda “aha bu güzelmiş” dedirtiyor.İnanmazsanız Myspace sayfasından bir dikiz atın şarkılara, beğenmeyen gelsin bana!


Etiketler: , ,

Darkthrone – F.O.A.D.

Mangal sucuğu şeklindeki MP3 player benim değil! Çin pazarındaki arkadaşımdan aldım. Cebimden çıkarmadım, gayet sinsice dinliyorum Darkthrone’un yeni albümünü çift katlı otobüsün içinde.

Üç gündür rahatım, aklımda ne batılılaşma dönemi türk sanatı, ne de Orta Avrupa feodal döneminin özellikleri var. Zira sınavlardan çıkmış, muzafferane bir şekilde Darkthrone marifetiyle Rock’n'Roll dinliyorum! Lemmy ile Cevahir’de buluşunca ona da dinleteceğim.

Rock’n'Roll dedim evet. Tanrılar çıldırmış olmalı! Darkthrone garip bir albümle çıktı karşımıza. Albümün tarzını NWOBHM (New Wave Of Black Heavy Metal) olarak adlandırıp, NWOBHM’deki British’ine bir göz kırpıyorlar, bu manyak metalciler.
Şarkıları üç mahalle öteden de duysak Darkthrone deriz yine de, hâlâ tarz aynı ama çorbanın içine Heavy Metal katmışlar bu sefer. Sololar, riff’ler acayip güzel, basit, yine o takozluk da mevcut. Hastasıyım basit müziğin, Darkthrone da öyle…
Albüm kapağı ve içerisi de öyle yansıtıyor.Fenriz ve Nocturno Culto’dan oluşan grup elemanları çıkmışlar Norveç’in ormanına çekmişler birbirlerinin fotoğraflarını, aile albümü gibi… Bir de ferman vermişler BUY OR DIE:en kral on şarkı listesi, Black Sabbath’tan Mercyful Fate’e kadar liste cayır cayır Heavy Metal!
Albümdeki her şarkıyı beğendim, su kaçırmadan kotarmışlar işi, eşeğin amına. Albümü black’çiye de heavy’ciye de tavsiye ediyorum. Körkütük faşo metalciler sever mi bilmiyorum ama!

Etiketler: , , ,

arşiv
link lonk
gugli