Hâlâ anlayamadı güzide metalci camiası, Punk, Metal, Rock o kadar farklı dallara ayrıldı ki, bir tarza mensup olunduğunda tarikat üyesi gibi, dinlediğin grup sayısı azaldıkça zalıyor. Al işte Darkthrone ne dinliyor. Gitsen adamın evine CD arşivinin içindeki Punk albümler bizim Taksim punklarınınkinden fazladır.
Geçen sene Dimmu Borgir DVD’si izlerken adamların tur otobüsünde WASP dinleyip eğlendiklerini görüştüm. Zaten Dimmu Borgir frontman’i Shagrath bir süredir bir rock’n roll grubunda gitarist. Elini yüzünü de yıkamış, Cem Köksal gibi adammış.
Albüme gelince… Albüm güzel, Dimmu Borgir son üç albümdür yakaladığı çizgi başarılı. Eski halini de severim de, adamlar yeni tarzı güzel oturttu. Cradle of Filth gibi ibiş olmadılar, Grammy’e kadar da gittiler. Bu albüm de öyle, fakat matematiksel. Davul makine gibi, gitarın, klavyenin yaptığı her hareket yerinde, arka clean vokaller yerli yerinde. Kısacası prodüksyon harikası bir albüm. Bunda kötü olan ne? Darkthrone’dan sonra öle oldu belki de… Dimmu Borgir en ağırıdından siyah bi bowling topuysa Darkthrone yamalı meşin top gibi kalıyor.
Neyse, belki de benim takıntım bu. Albüme kötü demem. Hatta çıktığından beri kopmadan dinliyorum, “git orijinalini al albümü” bile diyebilirim. Albümü merak ediyorsanız albümün ilk iki şarkısını (The Serpentine Offering, The Chosen Legacy) bir dinleyin derim.
 Etiketler: albüm, metal, müzik
|
arşiv
link lonk
|