ne evet ne hayır | gorcanabi blogkim ki-duk?iletiş-im
The happiest day of our lives

Nerden başlasam nasıl anlatsam bilemiyorum. Sanırım herşey iki ay kadar önce haberi duymamla başladı. Waters geliyordu. İlk önce bir korktuk ailecek, son albümü olan opera tarzındaki Ça İra'dan çalar diye pek de heveslenmedik; arada bir Shine on... çalsa yeterdi gerçi ama sonra Pink Floyd'un parlak çocuğunun Dark Side of the Moon albümünü baştan sona çalacağını öğrenince soluğu Biletix gişesinde aldık :) Biletler pahalıydı. 100 liraydı, çok özel kişilere ise 310 lira... Aldık insan biletlerinden, geri sayımı başlattık.

“Bilet aldın mı?”, “Bilet kalmış mı?”, “Kim kim gidiyoruz” muhabbetlerinden sonra geldi çattı konser günü... Bir Anadolu çocuğu olarak Kadıköy'den Dentur (o baştaki “den” neyin kısaltması anladınız siz.) motorlarıyla başladı maceramız. O an anladım konserdeki insan modelini; uzun saçlı, siyah tişörtlü, postallı adamlardan oluşmayacağını seyircinin :) Renk renk insan vardı, ihitiyarı veledi; Prens Charles karizmasıyla bira içeni...

Motor yaklaşınca mekan bir küçük göründü gözümüze, pek 15.000 kişi alacak gibi görünmüyordu ama almış, duyduk resmi kaynaklardan. Neyse indik, girdik sıraya, sıra muhabbeti, kaynaşmalar derken konser mekanına girdik. Sağda-solda çift monitör, ortada da tatmin edici bir sahne vardı. Direktman bira mevzuuna girdik, o da kapak oldu. 7.5 lira fıçı bira, içmeden sarhoş etti! Bir bira alıp iki kere sarhoş olmanın güzelliğiyle başladık ortamı keşfetmeye... Bir sürü arkadaşımı gördüm, mutlu oldum. O ortamda olmak, sevdiğim insanlarla olmak çok güzeldi. Sanırım bu kadar arkadaşımla birliklte olduğum ilk konserdi. Metalcisi, rock'çısı ordaydı. Okuldan hocalarımı bile gördüm ki zaten bu bile yeter :)

Muhabbet ede ede 2 saati devirdik ve konser başladı. Roger'ım Waters'ım sahneye çıktı. Pink Floyd'un çirkin çocuğunu dünya gözüyle görebildik. The Wall'dan In the Flesh'le başladı konser. Sahnedeki perdede çekiçler, Waters'ın o vokali, etrafıma baktığımda insanların yüzündeki o şakınlık, mutluluk... Konserde olduğumu hissettim gerçekten. Daha sonra “Mother do you think they drop the bomb” dediğinde birkaç seyirciden İran bayrakları havalanmıştı. Hatta birinin üzerinde “Have a Cigar” yazıyordu :) “Mother should I trust the government“ dediğindeyse seyirci tek bir ağızdan cevap verildi :)

Üçüncü şarkı Set the Controls for the Heart of the Sun bizi çok şaşırttı. O kadar eskiye gideceğini düşünmemiştik. Saykodelik Pink Floyd'dan da şarkı dinleyip arkadaşlarla birbirimizi dürtme merasiminden sonra Shine on You Crazy Diamond başladı ki zaten benim film orada koptu. Konser öncesi sahnede gördüğümüz ve dalga geçtiğimiz fıstık yeşili gitarla bir Shine on çaldılar ki ölüyorduk... Gilmour'la adaş Dave Kilminster en az onun kadar duyguluydu.

Ardından Have a Cigar ve Wish You Were Here... Seyirci koptu, Wish you Were Here'ı tek bir ağızdan söyledik. Final Cut'tan The Fletcher Memorial Home ve solo albümlerinden Perfect Sense ile Leaving Beirut çaldı. Fletcher Memorial ve Leaving Beirut'da Bush'a, Blair'a, Saddam'a bir sürü gönderme vardı. 17 yaşındayken Beyrut'a gittiğini ve Türkiye'den geçtiğini söyleyince seyirci iyice coştu zaten ve yine İran bayrakları havalandı. Tabii bu şarkılar sırasındaki video gösterimleri de çok iyiydi. Özellikle çizgi roman sayfalarıyla yapılmış olan seyircinin ilgisini çekti. Sonrasında Animals albümünden Sheep de gelince Waters'ın tokadını yedik :) Zaten 15 dakika ara verdi, anca kendimize geldik. Biralarımızı tazeledik, yerimizi aldık ve konserin ikinci yarısına hazırlandık. İşte efsane albüm Dark Side of the Moon geliyordu... Şimdiye kadar 35 milyon yasal kopyası satılan albüm Billboard top 200 listesinde kesintisiz 591 hafta ya da tam 11.4 yıl geçirerek Guiness Rekorlar Kitabı'na girmeye hak kazandı. Top 200 listesinde giriş çıkışları da dahil tam 14 yıl (741 hafta) ve Billboard'un farklı listelerinde akıllara durgunluk verici 26 yıl geçirdi.

Speak to Me/Breathe'de inanamıyorduk artık. Zaten ses düzeni o kadar iyiydi ki ses sanki içimizden geçiyordu. Albümden farkı yoktu hakikaten şarkıların. On the Run, Time derken Money başladı ve bazı kısımlardan öndeki “Çok Özel Kişi”lere tepki de geldi bu şarkıda. Ama seyirci halinden memnundu yine de, herkesin yüzü gülüyordu, bir tek benim önümdeki ihtiyar Pink'çi amca dışında... Deli ettim konser boyunca. Money başladığında “parraaaaa” diye bağırınca bir yan gözle baktı, sonra “bu da metaaaaal” diye bağırdığımdaysa artık kaçmaya başlamıştı :) Ama eğlendik be kardeşim. Etrafımdaki arkadaşları da uydurdum kendime, bir ara hep bir ağızdan “hağıııııı” diye bağırıyorduk :)

Neyse, karanlık taraf devam ediyordu... Us and Them, Any Colour You Like derken selamlar verildi sahne terkedildi. Seyirci yalandan da bis olsa yine “Roger” diye tezahürat tuttu. Geri geldiler. Bomba geliyordu: Another Brick in the Wall! Tek kelimeyle muhteşemdi. 17 bin kişi (aslında 16.999 kişi. Bir camış kardeş bağırmadan duruyordu yanımızda) tek ağızdan şarkıyı söyledik. Kelime kelime, hep bir ağızdan söyledik... Şarkı bittiğinde hepimiz Fenerbahçe taraftarı gibi konuşuyorduk. Her an ağzımızdan “löy löy löy” sesleri çıkacak gibiydi. Seslerimiz kısıldı tek şarkıda :)

Yine “savaşa hayır” diyen şarkılarla devam ettik. The Wall'dan savaş karşıtı Vera ve Bring The Boys Back Home yine seyirciyi coşturdu. Ki son şarkı Comfortable Numb'da ayaklarım en az on santim havadaydı. Gözlerimi açamadım, uçtum, konserin sınırıydı resmen. Gitarist Dave Kilminster'ın elini öpmek istiyorum. 30 yaşında, 33 yıllık albümdeki şarkı bu kadar güzel çalınırdı...

Ve konser bitti. Waters motorla boğazın sularına açılırken seyirciye bir selam çaktı ve kamerasıyla bizi kaydetti. Arkasında neye uğradığını şaşıran binlerce kişi; ağlayanlar, birbirlerine sarılanlar bıraktı.

Ama herkesin aklında tek bir cümle vardı: “The happiest day of our lives”

Aralar hariç net 2.5 saat süren konserin şarkı listesi:

1. bölüm:
In The Flesh
Mother
Set The Controls For The Heart Of The Sun
Shine On You Crazy Diamond
Have A Cigar
Wish You Were Here
The Fletcher Memorial Home
Perfect Sense
Leaving Beirut
Sheep

2. bölüm:
‘The Dark Side Of The Moon’ albümünün tamamı

Bis

The Happiest Days Of Our Lives + Another Brick In The Wall
Vera
Bring The Boys Back Home
Comfortably Numb

Ekip:

Andy Fairweather Low – Gitar
Snowy White – Gitar
Dave Kilminster – Gitar ve vokal
Graham Broad - Davul
Jon Carin – Klavye
Harry Waters – Hammond
Ian Ritchie - Saksafon
Katie Kissoon, PP Arnold ve Carol Kenyon – Geri vokaller


Konserden Notlar:

6 bin metrekarelik konser alanına 36 metre genişliğinde bir sahne kuruldu.

11 bin kilogramı aşan özel ışık düzeni taşıyacak çatı bulunmadığı için özel bir sahne çatısı inşaa edildi.

Sahnede 15 alev makinesi, 6 duman makinesi ve 300'ün üzerinde ufak çaplı ateş efekti yer aldı

Etiketler: , ,

arşiv
link lonk
gugli